Mahfi Eğilmez: Fon krizi Borsa İstanbul ve risk primini etkiledi
Mahfi Eğilmez, fon soruşturmasının yatırım fonlarından Borsa İstanbul’a ve Türkiye’nin risk primine kadar uzanan etkilerini değerlendirdi.
Borsaningundemi'nin haberine göre, Ekonomist Mahfi Eğilmez ve ekonomi yazarı Servet Yıldırım, 4'te Ekonomi programında fon soruşturmasının ekonomiye olan etkilerini masaya yatırdı. Program kapsamında fonlardan çıkışlar, hisse senedi ve tahvil satışları, mevduat faizlerindeki düşüş, döviz talebi ve Türkiye’nin beş yıllık CDS priminin hareketleri ele alındı. Konu Ekonomim tarafından da aktarıldı.
"HİSSELER MECBUREN ELDEN ÇIKARILDI"
Fon piyasasındaki gelişmelerin yalnızca sorun yaşanan fonları etkilemediğini belirten Eğilmez, yatırımcıların diğer fonlardan da çıkış yaşadığını belirtti. Eğilmez, 'İnsanlar o fonlardan korktuğu için öbürlerinden de çıktılar. Halbuki öbürlerinde öyle bir sorun yok, onlar gayet ciddi götürüyorlar, gidiyor' ifadelerini kullandı.
Fonların nakit ihtiyaçları nedeniyle yaptıkları satışlarla birlikte yatırımcıların da hisselerini elden çıkardığını söyleyen Eğilmez, 'İnsanlar ellerindeki hisseleri bir şekilde hem zararı karşılayabilmek için, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, nakit ihtiyaçlarını, hem de biraz da korkuyla hem şirketler hem insanlar hem de fonlar ellerinden mecburen bunları çıkarmaya başladılar' dedi.
Hisse senetlerindeki değer kayıplarının şirketler üzerindeki etkisine değinen Eğilmez, 'Borsa İstanbul'da işlem gören senetler, şirketlerin hisse senetleri düştüğü gibi, Borsa İstanbul'da işlem görmeyenlerin de hisseleri düştü' diye konuştu.
Şirketlerin piyasa değerlerindeki gerilemenin finansman olanaklarını olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Eğilmez, güven kaybının bu sürecin temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti.
"BANKA MEVDUATLARI 800 MİLYAR LİRA ARTTI".
Fon soruşturmasının ardından yatırımcıların bir bölümünün mevduata yönelmesi, banka bilançolarına ve faiz oranlarına da yansıdı. Programda, fon piyasasındaki gelişmeler sırasında banka mevduatlarının yaklaşık 800 milyar lira arttığı bilgisi paylaşıldı.
Eğilmez, bu artışın tamamının fon krizinden kaynaklandığını söyleyemeyeceğini ancak önemli bir bölümünün bu süreçle bağlantılı olduğunu belirterek, 'Buradan korkan, çekinen, endişeye kapılan insanlar yatırım fonlarından çıkıp, bir bölümünden, ya da borsadan çıkıp bu hisse senetlerinden bu tarafa yöneldiler. Mevduat daha garantili göründüğü için, devlet garantisi de var zaten, mevduat artışına döndü' ifadelerini kullandı.
Mevduata yönelişin bankaların faiz kararlarını etkilediğini söyleyen Eğilmez, 'Bankalar bol mevduatı görünce faizleri düşürdüler' dedi. Programda mevduat faizlerinin yüzde 40’lı seviyelerden yüzde 32-33 bandına kadar gerilediği değerlendirildi.
"KAMU VE ÖZEL SEKTÖRÜN BORÇLANMA MALİYETLERİ ARTABİLİR".
Fon piyasasındaki nakit ihtiyacının tahvil piyasasını da etkilediğini belirten Eğilmez, 'Biraz da tahviller de satıldı, ellerdeki tahviller. Yani o özellikle bu yatırım fonlarından olan çıkışlarda vesairede ve şirketler kayıplarla karşılaşınca ellerindeki tahvilleri de elden çıkarmaya başladılar' dedi.
Tahvil satışlarının fiyatları düşürerek getirileri yükseltebildiğine işaret edilen programda, bunun kamu ve özel sektörün borçlanma maliyetlerini artırabileceği kaydedildi. Eğilmez, Yıldırım’ın bu yöndeki değerlendirmesine 'Çok doğru, aynen öyle oldu zaten' sözleriyle katıldı.
"DÖVİZE YÖNELEN TUTAR 3,5 MİLYAR DOLAR".
Fon soruşturmasının ardından dövize yöneliş yaşandığını belirten Eğilmez, hesaplamalara ilişkin olarak 'Bütün hesaplamalara baktım, 3,5 milyar dolar civarında bir şey' dedi.
Eğilmez, bu tutarın belirli tarihlerde yapılan hesaplamalara dayandığını ve paranın bir bölümünün daha sonra geri dönmüş olabileceğini belirtti. Dövize yönelen yatırımcıların önceliğinin getiri elde etmekten ziyade parasını güvenli gördükleri bir alanda tutmak olduğunu ifade etti.
Programda, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın döviz kuruna ilişkin bir toplantıda yaptığı öne sürülen açıklama da gündeme geldi. Açıklamanın tam olarak hangi ifadelerle yapıldığı konusunda belirsizlik bulunduğunu belirten Eğilmez, 'Tam olarak tabii ne konuştuğunu metnine bakmadığımız için bilmiyoruz' dedi.
Eğilmez, kurdaki hareketliliğin bir bölümünün fon krizi sonrasında yaşanan döviz yönelişinden kaynaklanmış olabileceğini dile getirdi.
"GÜVEN ZOR KAZANILIR, KOLAY KAYBEDİLİR".
Programda Türkiye'nin beş yıllık kredi risk primi (CDS) de değerlendirildi. Servet Yıldırım, CDS priminin eylül başında 218 baz puan seviyesinde bulunduğunu, 2 Ekim'de ise 255 baz puana yükseldiğini aktardı. Eğilmez, daha sonra gerileme yaşandığını ve elindeki son verinin yaklaşık 244 baz puan olduğunu söyledi.
Risk primindeki hareketliliği güven açısından değerlendiren Eğilmez, 'Güven tabii uzun zamanda zor kazanılan bir şey. Çok kısa zamanda ve çok çabuk kaybedilebiliyor, hemen kaybediliyor kolayca. En ufak bir hatada bütün güven sarsılabiliyor' ifadelerini kullandı.
Eğilmez, güvenin korunması için kararların ve uygulamaların tutarlı olması gerektiğini belirterek, 'Öbürü halbuki kararların onunla tutarlı olacak, uygulamaların tutarlı olacak filan böyle bir yıllarda, aylarca yıllarca uğraşarak yarattığın bir şeyi bir anda kaybedebiliyorsun' dedi.
"40 YILDA BUNLARI OTURTMAMIZ LAZIM, YAPAMIYORSAK BAŞKA BİR ŞEY VAR DEMEKTİR".
Fon soruşturması, sermaye piyasalarındaki denetim mekanizmalarının etkinliğini de gündeme getirdi. Programda portföy yoğunlaşmaları, likidite riskleri, olağan dışı fiyat hareketleri, şeffaf değerleme ve stres testleri gibi konular ele alındı.
Ancak Eğilmez, tartışmanın yalnızca yeni düzenlemeler getirilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. SPK’nın denetim sorumluluğu ve şirketlerin bağımsız denetim süreçlerine dikkat çeken Eğilmez, yaşananların mevcut mekanizmalar tarafından neden önlenemediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Eğilmez, 'Hepimizin kafasında bu bir soru işareti olarak duruyor, değil mi? Yani ortada bir Sermaye Piyasası Kurulu var, bu işi denetlemekten sorumlu, yönlendirmekten sorumlu. Ayrıca bütün bu şirketlerin bağımsız denetçileri var' ifadelerini kullandı.
1980'lerde Banker Krizi sonrasında kurulan SPK ile denetim konusundaki yıllar içinde benzer soruların gündemde kalmasına eleştiri getirdi. Eğilmez, '40 yılda artık bunları oturtmamız lazım. Yani bizim bu denetimleri yapmamız lazım. Yapamıyorsak başka bir şey var demektir. O başka şey neyse onu çözmemiz lazım' dedi.
Sayfada yer alan bilgiler yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Bu içerik güvenilir halka açık kaynaklardan derlenmiştir.
BİST ismi ve logosu koruma altında olup izinsiz kullanılamaz. BİST ve veri akışıyla ilgili sorumluluklar kısıtlıdır ve veri akışında yaşanabilecek aksaklıklar için gerekli bildirimler yapılmıştır.
TürkAta Haber Ajansı
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir. Piyasa verileri gecikmeli olabilir.