İçeriğe geç
19 Ekim 2026, Pazartesi Canlı PiyasalarAltınBorsaDövizKriptoBölümlerRSSEditör Girişi

Piyasanın nabzı, ekonominin gündemi.

Ekonomi Gündemi

Uysal: MSCI uyarısı ekonomik ve kurumsal güvenilirlik açısından ciddi işaret

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, MSCI'nın Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar statüsüne ilişkin uyarısının ekonomik ve kurumsal güvenilirlik açısından ciddi bir işaret olduğunu belirtti.

TürkAta Haber Ajansı

Uysal: MSCI uyarısı ekonomik ve kurumsal güvenilirlik açısından ciddi işaret

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, küresel endeks sağlayıcısı MSCI'ın Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar statüsünün yeniden değerlendirilebileceğine yönelik uyarısının ekonomik ve kurumsal güvenilirlik açısından ciddi bir işaret olduğunu söyledi. Uysal, Türkiye'nin ihtiyacının her krizi dış güçlere bağlayan bir anlayış olmadığını vurgulayarak, bağımsız ve etkin denetim, şeffaf kamu yönetimi, hesap verebilir kurumlar ve herkes için eşit işleyen bir hukuk düzeni gerektiğini ifade etti.

Haberler.com'da yayınlanan habere göre, Uysal MSCI'nın kararına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Türkiye'nin ekonomik göstergelerle açıklanamayacak kadar derin ve çok boyutlu bir güven ve yönetim krizi yaşadığını belirten Uysal, sermaye piyasalarındaki gelişmelerin denetim mekanizmalarının etkinliğini sorgulamayı zorunlu kıldığını kaydetti.

Uysal, MSCI'ın 15 Ekim 2026 tarihli kararının sermaye piyasalarındaki güven kaybının uluslararası yatırım çevrelerinin gündemine yerleştiğini gösterdiğini ifade etti. Şeffaflık, fiili dolaşım oranları ve koordineli işlem şüphelerine ilişkin endişeler nedeniyle bazı endeks değişikliklerinin durdurulması ve ilerleme sağlanamazsa Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar statüsünün yeniden değerlendirilebileceğine işaret edilmesinin sıradan bir teknik karar olmadığını vurgulayan Uysal, bunun Türkiye'nin ekonomik ve kurumsal güvenilirliğine yöneltilmiş ciddi bir uyarı olduğunu söyledi.

Yatırım fonları etrafındaki gelişmeler, olağan dışı fiyat hareketleri, likidite sorunları ve yatırımcı kayıplarının sermaye piyasalarındaki denetim mekanizmalarının etkinliğini sorgulamayı zorunlu kıldığını belirten Uysal, vatandaşların birikimlerinin korunmasından sorumlu kurumların görevlerini yerine getirip getirmediğini, risklerin zamanında tespit edilip edilmediğini ve piyasa bozucu işlemlere karşı caydırıcı tedbirlerin alınıp alınmadığını sordu.

Her yatırım zararının dolandırıcılık olmadığını ancak piyasa manipülasyonu, koordineli işlem ve yatırımcıların yanıltılması şüphesi taşıyan hiçbir iddianın cevapsız bırakılamayacağını kaydeden Uysal, hiçbir sorumluluğun siyasi gerekçelerle örtbas edilemeyeceğini ifade etti. Asıl meselenin yalnızca borsadaki düşüşler veya birkaç yatırım fonunun yaşadığı sorunlar olmadığını, Türkiye'de kurumların bağımsızlığına, hukukun üstünlüğüne, denetimin tarafsızlığına ve piyasanın adil işleyişine duyulan güvenin sistematik biçimde aşındırılması olduğunu söyledi.

Uysal, hukuk güvenliğinin zayıfladığı, denetleyici kurumların bağımsızlığının tartışmalı olduğu ve kuralların herkese eşit uygulanacağına ilişkin inancın kaybolduğu bir ülkede kalıcı yatırımın ve sürdürülebilir kalkınmanın mümkün olmadığını belirtti. Türkiye'nin gelişmekte olan piyasalar kategorisinden çıkarılması ihtimalinin dahi yabancı sermaye akımları, uluslararası fonların tercihleri ve şirketlerin finansmana erişimi açısından ciddi bir tehdit olduğunu vurguladı.

Kendi ülkesinin sermaye piyasalarına güvenemeyen vatandaşların yaşadığı güvensizliğin ekonomik istikrar açısından daha büyük bir sorun olduğunu ifade eden Uysal, Türkiye'nin üretim gücü, insan kaynağı ve ekonomik potansiyelinin bu darboğazı aşabilecek kapasitede olduğunu ancak ilk şartın kurumların itibarını yeniden tesis etmek olduğunu söyledi. Uysal, devletin siyasi iktidarın değil, hukukun ve milletin hizmetinde işleyen bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirtti.

Adı konulmamış bir buhran döneminden geçildiğini öne süren Uysal, iktidar eliyle kurumsal çöküş yaşatıldığını savundu. Ülkenin ihtiyacının sorunları inkar eden değil, sorunlarla yüzleşen, sorumluluktan kaçan değil, hesap veren, kurumları şahısların iradesine teslim eden değil, bağımsızlıklarını güvence altına alan bir yönetim anlayışı olduğunu kaydetti. Uysal, ekonomide güven kaybolduğunda yalnızca paranın değil, geleceğe dair umutların da kaybolduğunu ve Türkiye'nin günü kurtaran tedbirler değil, hukuku, kurumları ve ekonomik istikrarı yeniden ayağa kaldıracak köklü bir zihniyet değişimine ihtiyacı olduğunu sözlerine ekledi.

TürkAta Haber Ajansı

Okumaya devam edin