Broadcom CEO'sundan Buffett'ın sözlerini hatırlatan uyarı
Yapay zekâ hisselerindeki sert satışlar, Warren Buffett'ın yatırımcıya verdiği temel öğüdü yeniden gündeme taşıdı. Broadcom CEO'su Hock Tan, ne aldığını bilmeyen yatırımcıları kumar oynayanlara benzetirken Güney Kore'de çip hisseleri çakıldı.
Broadcom CEO'sundan Buffett'ın sözlerini hatırlatan uyarı
Yapay zekâ hisselerindeki sert satışlar, Warren Buffett'ın yatırımcıya verdiği temel öğüdü yeniden gündeme taşıdı. Broadcom CEO'su Hock Tan, ne aldığını bilmeyen yatırımcıları kumar oynayanlara benzetirken Güney Kore'de çip hisseleri çakıldı.
Yapay zekâ hisselerinde yaşanan sert satışlar, dünyanın en tanınmış yatırımcılarından Warren Buffett'ın yıllardır savunduğu bir yatırım ilkesini yeniden gündeme taşıdı: Bir şirketin ne yaptığını ve nasıl para kazandığını anlamadan hisselerine yatırım yapmamak. ABD'li çip üreticisi Broadcom'un (AVGO) Üst Yöneticisi Hock Tan, yapay zekâ sektörüne yönelen bazı yatırımcıların satın aldıkları şirketleri yeterince tanımadan çok yüksek beklentiler oluşturduğunu söyleyerek piyasalardaki spekülatif davranışları eleştirdi.
Tan'ın 12 Ekim'de Singapur'da yaptığı ve yatırım ortamını kumarhaneye benzettiği açıklama, teknoloji hisselerinde satış baskısının arttığı bir döneme denk geldi. Güney Kore'de Samsung Electronics ve SK Hynix başta olmak üzere yarı iletken üreticilerinin hisseleri 13 Ekim'de sert düşerken, yatırımcılar yapay zekâ yatırımlarının gelecekte sağlayacağı kazançları yeniden sorgulamaya başladı. Satışlarda Çinli üreticilerin teknolojik ilerlemelerine ilişkin gelişmeler de etkili oldu.
Buffett'ın 1996 mektubunda hangi kural vardı?
Warren Buffett, Berkshire Hathaway hissedarlarına gönderdiği 1996 yılına ait mektubunda yatırımcıların bütün sektörleri ve şirketleri ayrıntılı biçimde bilmesinin gerekmediğini anlatmıştı. Buffett'a göre önemli olan, bir yatırımcının doğru değerlendirebildiği işletmeleri tanıması ve kendi bilgi sınırlarının nerede başladığını bilmesiydi. Ünlü yatırımcı, bu yaklaşımı kişinin anlayabildiği işlerden oluşan bir uzmanlık alanı içinde yatırım yapması gerektiği düşüncesiyle açıklamıştı.
Buffett'ın mektubunda üzerinde durduğu bir başka konu da şirketlerin gelecekteki kazançlarının değerlendirilebilmesiydi. Yatırımcıların yalnızca hisse fiyatındaki yükselişe değil, şirketin uzun vadede para kazanma gücüne odaklanması gerektiğini savunan Buffett, bir hisseyi 10 yıl elde tutmaya razı olmayanların onu 10 dakika için bile satın almayı düşünmemesi gerektiğini belirtmişti.
Buffett'ın bu sözleri yapay zekâ hisselerine veya bugünkü piyasa hareketlerine yönelik bir tahmin değildi. Ancak 13 Ekim'de yayımlanan finans haberlerinde, Broadcom CEO'sunun yatırımcılara yönelik eleştirileriyle birlikte yeniden gündeme geldi. İki açıklamanın ortak noktası, yatırım kararlarının yüksek getiri beklentisinden önce şirketin faaliyetlerinin anlaşılmasına dayanması gerektiği düşüncesi oldu.
Broadcom CEO'su yatırımcıları kumarbazlara benzetti
Broadcom CEO'su Hock Tan, Singapur'da düzenlenen bir konferansta yapay zekâ yatırımlarının büyük ilgi gördüğünü ancak yatırımcıların bir bölümünün bu alandaki şirketlerin nasıl çalıştığını yeterince anlamadığını söyledi. Tan, bazı yatırımcıların neye para yatırdığını bilmeden aşırı beklentiler oluşturduğunu, ardından da kendilerini adeta bir kumarhanede bulduklarını belirtti.
Tan'ın eleştirileri özellikle büyük dil modelleri geliştiren şirketlerin ekonomik geleceğine yönelikti. Yapay zekâya duyulan ilginin hızla artmasının tek başına sürdürülebilir kârlılık anlamına gelmediğine dikkat çeken yönetici, yatırımcıların teknolojiye ilişkin beklentilerle bu teknolojiden elde edilen gerçek gelirleri birbirinden ayırması gerektiğini vurguladı.
Ancak Broadcom yöneticisinin sözleri, yapay zekâ sektörünün geleceğine tamamen olumsuz baktığı anlamına gelmiyor. Şirket, yapay zekâ altyapısının önemli tedarikçilerinden biri olmaya devam ederken Tan da OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin gelir elde etme konusunda ilerleme sağladığını kabul etti. Asıl tartışma, sektörün büyüme potansiyelinden çok bu büyümeye hangi değerlemelerle yatırım yapıldığı üzerinde yoğunlaşıyor.
Güney Kore'de satış dalgası büyüdü
Yapay zekâ sektörüne ilişkin kaygıların arttığı 13 Ekim'de Asya borsaları sert satışlarla karşılaştı. Güney Kore'nin Kospi endeksi gün içinde yüzde 7'nin üzerinde geriledikten sonra kapanışta yaklaşık yüzde 5,5 değer kaybetti. Ülkenin iki büyük yarı iletken üreticisinden Samsung Electronics yüzde 7,4, SK Hynix ise yüzde 10,1 düşüş yaşadı.
Japonya'da da teknoloji hisselerindeki satışlar endeksleri aşağı çekti. Nikkei 225 günü yaklaşık yüzde 1,8 kayıpla tamamlarken, yarı iletken üretim ekipmanları ve bellek teknolojileriyle bağlantılı şirketler baskı altında kaldı. ABD'de bir önceki işlem gününde çip hisselerinde başlayan gerilemenin Asya'ya yayılması, yapay zekâ yatırımlarına ilişkin beklentilerin küresel piyasalardaki etkisini gösterdi.
Bununla birlikte fiyat hareketlerinin tamamını Broadcom CEO'sunun açıklamasına bağlamak doğru değil. Yarı iletken sektöründe yeni rakiplerin ortaya çıkması, yüksek şirket değerlemeleri ve büyük teknoloji yatırımlarının finansmanı konusundaki belirsizlikler aynı dönemde yatırımcıların gündemine girdi.
Çinli rakip baskıyı artırdı
Çip hisselerindeki satışları hızlandıran gelişmelerden biri de Çinli bellek üreticisi ChangXin Memory Technologies'in yeni nesil bellek teknolojilerinde ilerleme sağladığına ilişkin haberler oldu. Yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan yüksek performanslı bellek ürünleri, Güney Koreli Samsung Electronics ve SK Hynix'in önemli faaliyet alanları arasında bulunuyor. Çinli üreticinin teknolojik mesafeyi azaltabileceği beklentisi, mevcut pazar liderlerinin gelecekteki rekabet koşullarına ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Yapay zekâ sektörüne yapılan yatırımların büyümesi, son yıllarda bellek çiplerine yönelik talebi destekledi. Ancak yeni üreticilerin pazara girmesi veya alternatif teknolojilerin gelişmesi, mevcut şirketlerin fiyatlama gücünü ve kâr marjlarını etkileyebilir. Bu nedenle yatırımcılar artık yalnızca yapay zekâya yönelik toplam talebin büyümesine değil, bu talebin hangi şirketlere ne kadar kazanç sağlayacağına da odaklanıyor.
Çin kaynaklı rekabetin önemi, yapay zekâ sektöründeki büyümenin bütün üreticilere aynı ölçüde kazanç sağlamayabileceğini göstermesinde yatıyor. Teknolojiye yönelik toplam harcamalar artmaya devam etse bile rekabet koşulları değişen şirketlerin hisse performansları birbirinden farklılaşabilir.
Yapay zekâda yeni darboğaz: Finansman
Broadcom CEO'sunun açıklamasında dikkat çeken bir başka nokta ise yapay zekâ sektörünün büyümek için ihtiyaç duyduğu sermayeydi. Hock Tan, yarı iletken üretim kapasitesi ve bellek tedarikindeki sorunların zaman içinde aşılabileceğini ancak finansman ihtiyacının sektörün karşılaşacağı en büyük sınırlardan biri haline gelebileceğini söyledi. Bu değerlendirme, teknoloji şirketlerinin veri merkezlerine ve işlemci altyapısına yaptığı büyük yatırımların sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.
Yapay zekâ modellerini geliştirmek ve çalıştırmak için yüksek performanslı çipler, büyük veri merkezleri ve güçlü enerji altyapısı gerekiyor. Bu yatırımların finansmanında şirketlerin kendi nakit kaynaklarının yanı sıra borçlanma da kullanılıyor. Dolayısıyla sektör büyümeye devam etse bile finansman maliyetlerinin yükselmesi veya yatırımcıların daha temkinli davranması, yeni projelerin hızını etkileyebilir.
Tan'ın uyarısı, yapay zekâya yönelik talebin ortadan kalkacağına ilişkin bir öngörüden çok, büyümenin ekonomik koşullarına yönelik bir değerlendirme olarak öne çıkıyor. Teknoloji şirketlerinin yüksek gelir beklentilerini gerçekleştirebilmesi için geliştirdikleri ürünlerin müşterilerine gerçek ekonomik fayda sağlaması ve yapılan yatırımların yeterli getiri üretmesi gerekiyor.
Bir teknolojiyi bilmek, şirketi bilmek değil
Warren Buffett'ın yatırım yaklaşımı ile Hock Tan'ın uyarısı arasındaki temel bağlantı, teknolojiye duyulan güvenin tek başına bir yatırım gerekçesi oluşturmaması. Yapay zekânın gelecekte ekonominin birçok alanını dönüştüreceği beklentisi güçlü olabilir ancak bu durum sektörde faaliyet gösteren bütün şirketlerin aynı ölçüde kârlı olacağı veya hisselerinin her fiyat seviyesinden alınabileceği anlamına gelmiyor.
Buffett'ın yıllar önce dikkat çektiği şirket değerleme disiplini, yapay zekâ yatırımcıları açısından da aynı soruları gündeme getiriyor. Bir şirketin müşterileri kimlerden oluşuyor, gelirleri hangi ürünlerden geliyor, yatırımlarının ne kadarı nakde dönüşüyor ve rakipleri karşısındaki avantajı ne kadar sürdürülebilir? Bu soruların yanıtları, yalnızca teknolojinin geleceğine ilişkin iyimser beklentilerden daha somut bir değerlendirme zemini sunuyor.
Yapay zekâ hisselerinde yaşanan satışlar, sektörün mutlaka uzun süreli bir düşüşe gireceğini göstermiyor. Ancak piyasalardaki sert fiyat hareketleri, hızlı büyüyen şirketlerin değerini belirlemede geleceğe ilişkin beklentilerle mevcut finansal sonuçlar arasındaki farkın önemini artırıyor. Buffett'ın yatırım ilkesi de bu noktada yeniden anlam kazanıyor: Yatırımcının önce neye ortak olduğunu anlaması gerekiyor.