Nurullah Gur'dan Faiz İndirimi Değerlendirmesi
Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 36'ya indirmesini değerlendiren Nurullah Gur, reel faizin yüksek tutulmasının anlamsız olduğunu ve reel ekonominin gidişatının göz önünde bulundurulması gerektiğini savundu.
Merkez Bankası, Ocak 2026 döneminden bu yana ilk kez politika faizi oranında bir değişiklik gerçekleştirerek, faizi yüzde 37 seviyesinden yüzde 36'ya çekti. Söz konusu indirim kararı, mevcut enflasyon verileri ve küresel ekonomik gelişmeler gerekçe gösterilerek bazı çevrelerce eleştirilirken, kararın reel ekonominin ihtiyaçlarına cevap verdiği görüşü de dile getiriliyor. Enflasyonla mücadeledeki hedeflerden henüz uzak olunması, savaş kaynaklı petrol fiyatlarındaki artışın yarattığı riskler ve Fed'in faiz politikalarının gelişmekte olan ülke kurları üzerindeki baskısı tartışmaların odağında yer alıyor.
Sabah'ta Nurullah Gur'un makalesine göre, para politikası kararları analiz edilirken sadece mevcut risklere değil, reel ekonominin genel gidişatına ve olası darboğazlara da odaklanılması gerekiyor. Gur, yüksek reel faizin iç talebi baskılama gücünün sınırına dayandığını ve son üç çeyrektir talepteki yavaşlamanın belirginleştiğini vurguluyor. Fon piyasasındaki türbülansın yaratabileceği negatif servet etkisinin de talepteki düşüşü derinleştirebileceğine dikkat çeken yazar, talebi daha fazla baskılamak için reel faizi olması gerekenden yüksek tutmanın mantıklı olmadığını belirtiyor.
Reel ekonomideki zorlanmaya işaret eden Gur, sanayideki kan kaybına ve 30 aydır eşik değerin altında seyreden İmalat PMI rakamlarına atıfta bulunuyor. Rekabet gücünün gerilemesiyle birlikte ihracat performansının sürdürülebilirliğinin soru işareti oluşturduğunu ifade eden yazar, bankacılık sektöründe kredi yapılandırmalarına normalin ötesinde başvurulduğunu hatırlatıyor. Sanayisizleşme sürecinin işsizliği artırabileceğini ve dezenflasyon sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirten Gur, üretim kapasitesinin zayıflamasının ulusal güvenliği dahi tehdit edebileceği uyarısında bulunuyor.
Kararın tek eksiğinin iletişim boyutunda kaldığını savunan Gur, Merkez Bankası'nın karar metninde fon türbülansına yer vermemesini eleştiriyor. Yatırım fonları, hisse senetleri, özel sektör tahvilleri, BES ve döviz piyasalarını etkileyen bu durumun finansal istikrar açısından önemine değinen yazar, Merkez Bankası'nın likidite hamleleri yapmasına rağmen, türbülansın para politikası ve dezenflasyon üzerindeki etkilerine vurgu yapması gerektiğini savunuyor. Gur, sermaye piyasalarının reel ekonomiden kopuk yükselişinin de risk oluşturduğunu ve denetim mekanizmalarının etkinliğinin hayati önem taşıdığını sözlerine ekliyor.
TürkAta Haber Ajansı
Ekonomi Gündemi