Mısır ve yoncaya rakip: Afrika’dan gelen fil otu Gümüşhane’de boyu 3 metreyi aştı; bir kez ekilenler 20 yıl biçilecek
Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde fil otu, uzun ömürlü yapısı ve yüksek verimiyle kaba yem açığını azaltma potansiyeli taşıyor; bölgede soğuk kış şartlarına dayanıklılık ve üretim süreleri araştırılıyor.
Yeni Şafak'ın haberine göre, Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde yetiştirilen fil otu, yüksek verimi ve uzun ömürlü yapısıyla hayvancılıkta kaba yem açığını gidermeyi hedefleyen alternatif bir seçenek olarak değerlendiriliyor. Afrika kökenli bitkinin bölge iklimine uyumu ve özellikle kış aylarındaki soğuklara dayanıklılığı üzerinde incelemeler sürüyor.
Gümüşhane Üniversitesi’nin tarımsal üretimi desteklemek amacıyla yürüttüğü çalışmada, fil otunun Kelkit’in iklim şartlarına adaptasyonu gözlemleniyor. Uygun koşullarda 10 ila 20 yıl yaşayabildiği belirtilen bitkinin kuru ot verimi ve protein içeriği öne çıkıyor.
Mısıra göre kuraklığa karşı daha dayanıklı olduğu ve su gereksiniminin daha az olduğu ifade edilen fil otu, bölge şartlarına bağlı olarak yılda 1 ila 3 kez biçilebiliyor. Dekara 3 ila 6 ton kuru madde veren bitkinin, mısıra kıyasla yaklaşık iki kat verim sağladığı kaydedildi.
Bir kez ekildikten sonra uzun yıllar biçilebilmesi ve yüksek miktarda bitkisel kütle oluşturması, fil otunu hayvancılıkta alternatif yem kaynakları arasında öne çıkarıyor. Kelkit’in kış şartlarına dayanıklılığı ve ilkbaharda yeniden gelişim göstermesi ise potansiyelin belirlenmesi açısından önemli bulunuyor.
Çalışmadan elde edilecek sonuçlarla fil otunun bölgede yetiştirilme uygunluğunun netleşmesi ve kaba yem üretiminin artırılmasına katkı sağlayabilecek alternatiflerin değerlendirilmesi hedefleniyor.
"Fil otu hayvancılıkta alternatif bir besin kaynağı olabilir" sözleriyle çalışmayı özetleyen yetkililer, hasadı yerinde inceleyen Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, bitkinin bölgede süt sığırları için yem olarak kullanılabileceği potansiyeline vurgu yaptı. Yıldız, Doğan Besi İşletmesi’nde bitkilerin çeliklerinin temin edilerek arazide yetiştirilmesi için yetkililerle işbirliği yaptıklarını ve şu anda fil otu boyunun 3 metreyi aştığını belirtti.
Yıldız, bu Ar-Ge çalışmasının bölge çiftçilerine alternatif bir kaba yem kaynağı sunabileceğini ve olumlu sonuçlar elde edilirse süt sığırcılığında yem maliyetlerini düşürmeye katkı sağlayacağını ifade etti.
Gümüşhane Üniversitesi Kelkit Meslek Yüksekokulu Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Yolcu ise fil otu bitkisinin deneme amacıyla bölgede yetiştirildiğini söyledi. Afrika’nın tropikal ve subtropikal bölgelerinden gelen bitkinin zamanla farklı yörelere yayıldığını hatırlatan Yolcu, Türkiye’de ileri çalışmalar sürülen Ege ve Akdeniz bölgelerinin aksine bu denemede daha soğuk iklimli bölgelerde performans inceleniyor.
Yolcu, fil otunu bölgede yaklaşık 20 yıldır yetiştirilen silajlık mısırla karşılaştırdıklarını ve önemli farklar gözlemlediklerini belirtti. Silajlık mısır her yıl yeniden ekilirken fil otu ise bir kez ekildikten sonra 10 ila 20 yıl canlılığını koruyabiliyor. Yılda 1 ila 3 kez biçilebilen bitkiden dekara 3 ila 6 ton kuru madde elde edilebildiğini anlatan Yolcu, su ihtiyacının mısıra göre daha düşük olduğuna dikkat çekti.
Yolcu, fil otunun protein oranının silajlık mısırdan yüksek olsa da enerji değeri açısından mısırdan biraz daha düşük olduğunu ifade etti. Bu nedenle fil otunu doğrudan mısırın veya yoncanın yerine geçecek bir alternatif olarak görmek yerine mevcut yem kaynaklarını tamamlayacak ve üretim maliyetlerini düşürecek bir seçenek olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Çalışmanın en kritik yönünün, fil otunun geçiş iklimindeki kış şartlarından zarar görüp görmeyeceğini belirlemek olduğuna işaret eden Yolcu, ilkbaharda ekilen bitkilerin şimdi biçim aşamasına geldiğini ve kış sonrasında gelişiminin izleneceğini kaydetti. Olumlu sonuç elde edilmesi halinde bölge çiftçileriyle sonuçlar paylaşılacak ve fil otu yetiştiriciliğinin yaygınlaşmasına öncülük edilmesi hedefleniyor.
İlerleyen süreçte, özellikle süt sığırcılığında yem maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlaması beklenen projede, hasat sonrası su, lif, nişasta, protein ve şeker içeriklerinin incelenmesi planlanıyor.
TürkAta Haber Ajansı
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir. Piyasa verileri gecikmeli olabilir.