Hürmüz ve BIST'te Güven Krizi
MSCI'nin Türkiye endekslerindeki dondurma kararı ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Borsa İstanbul'da risk primini artırırken Bitcoin'in piyasa payı yükseldi. TCMB, fon çıkışlarının sisteme yayılmadığını açıkladı.
Uluslararası finans piyasalarındaki güven kaybı, Hürmüz Boğazı'ndaki jeopolitik gerilim ve MSCI'nin Türkiye'ye yönelik son kararıyla derinleşti. Borsa İstanbul'da risk primlerinin yükselmesi, enerji maliyetlerindeki artış ve sermaye hareketlerindeki belirsizlikler yatırımcıların portföylerini yeniden şekillendiriyor. Bu süreçte Bitcoin'in piyasa payındaki artış, geleneksel varlıklardaki volatiliteye karşı kripto piyasasında görülen göreli dayanıklılığa işaret ediyor.
Coinkolik'te yayınlanan habere göre, MSCI'nin Türkiye'yi endekslerinden çıkardığı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmıyor. Kurum, 15 Ekim'de belirli endeks eklemelerini ve ağırlık artırımlarını dondurma kararı aldı. Bu kararın gerekçesi olarak bazı şirketlerle bağlantılı fonlar üzerinden koordineli işlem şüpheleri ve fiili dolaşımdaki payların güvenilirliği gösterildi. Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanamazsa piyasa sınıflandırmasının değiştirilmesine ilişkin istişare süreci gündeme gelebilir.
Yabancı yatırımcılar için düşük fiyat tek başına yeterli görülmezken, fiyat oluşumuna olan güven ön plana çıkıyor. Reuters'a dayanan bilgilere göre, fon krizi kapsamında 131 fonun tasfiyesine karar verildi. MSCI açıklamasının ardından 16 Ekim'de BIST 100 endeksinde gün içi kayıp yüzde 3'ü aştı. Şeffaflığın zayıfladığı dönemlerde ucuz görünen hisseler, daha yüksek risk primiyle fiyatlanabiliyor.
Dışarıdan gelen enerji baskısı da piyasaları etkiliyor. Eurostat verileri, Euro Bölgesi'nde yıllık enflasyonun eylül ayında yüzde 3,8'e, enerji enflasyonunun ise yüzde 18,9'a yükseldiğini ortaya koydu. Hürmüz'deki aksaklıkların uzaması, petrol, taşımacılık ve sigorta maliyetleri üzerinden enflasyonist baskıyı kalıcı hale getirebilir. Türkiye açısından bu durum, daha pahalı enerji ithalatı ve Avrupa'daki müşterilerin alım gücünün zayıflaması riskini beraberinde getiriyor.
ABD eski Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik baskı politikası ve Rusya'nın bazı ihracatlarına sağlanan geçici muafiyetler, enerji fiyatlarını dizginleme çabalarının somut örnekleri arasında yer alıyor. Ancak diplomatik girişimler, Hürmüz'den güvenle geçen tankerlerin sağladığı arz güvenliğinin yerini tutmuyor. Türkiye için kritik risk, enerji şokuna carry trade çözülmesinin eklenmesi olarak değerlendiriliyor.
Düşük maliyetle borçlanıp yüksek TL faizinden getiri arayan yatırımcılar için belirleyici unsur, faiz kazancının kur kaybını karşılayıp karşılamadığıdır. Beklenen değer kaybı artarsa yüksek faiz oranları dahi sermaye çıkışını durduramayabilir. Sert bir çözülme senaryosunda döviz talebi artabilir ve kurdaki yükseliş ithal maliyetler üzerinden enflasyonu tetikleyebilir. Bu durumda yüksek faiz politikası, kredi maliyetlerini ve şirket değerlemelerini baskılayarak BIST'te hem pahalı finansman hem de yükselen risk primi yaratabilir.
Fon krizinin doğrudan döviz kaçışı olarak yorumlanması ise hatalı bulunuyor. TCMB Başkanı Fatih Karahan, 6 Ekim'de yaptığı açıklamada, fonlardan çıkan paranın önemli bölümünün mevduata geçtiğini ve sistem geneline yayılan bir bulaşıcılık görülmediğini belirtti. Likidite desteği zorunlu satışları hafifletebilirken, kalıcı güvenin sağlanması için şeffaflık ve denetim mekanizmalarının işlerliği önem taşıyor.
Bitcoin'in kaostan beslenip beslenmediği tartışmasında zaman boyutu kritik rol oynuyor. Krizin ilk aşamasında yatırımcılar nakit arayışına girdiği ve kaldıraçları kapattığı için Bitcoin de satış baskısıyla karşılaşabiliyor. Enerji kaynaklı enflasyonun faizleri yüksek tutması durumunda, sınırlı arz tek başına fiyatı korumaya yetmeyebilir. 19 Ekim tarihli CoinMarketCap verilerine göre Korku ve Açgözlülük Endeksi 50 ile nötr seviyedeyken, bir ay önce bu değer 73'tü.
Bitcoin'in piyasa payı ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 58,75'ten yüzde 60,25'e yükseldi. Bu tablo, kripto piyasası içinde risk iştahının soğuduğunu ve yatırımcıların Bitcoin'e göreli yöneliminin arttığını gösteriyor. Ancak bu göreli dayanıklılık, fiyatın düşmeyeceği anlamına gelmiyor. Bitcoin'in güçlenebileceği ikinci aşama, finansal stresin likidite koşullarını gevşetmesi veya geleneksel para sistemine duyulan güvenin aşınmasıdır. Bu senaryonun fiyat karşılığını bulması için spot talebin ve kurumsal fon akımlarının toparlanması gerekiyor.
TürkAta Haber Ajansı
Ekonomi Gündemi
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir. Piyasa verileri gecikmeli olabilir.