Enflasyon verisi sonrası gözler Merkez Bankası'nda
Eylül ayı enflasyonu beklentilerin altında gerçekleşirken yıllık enflasyon yüzde 29.73'e geriledi. Böylece yıllık enflasyon Kasım 2021'den bu yana ilk kez yüzde 30'un altına indi.
Fon piyasasındaki türbülansın çözümüne yönelik adımların yansımaları bu hafta hissedilmeye başlandı. Yurt içinde parası kalan 43 bin fon katılımcısının ara ödemeleri yapıldı. Önümüzdeki günlerde bu ödemelerden yararlananların sayısının artması bekleniyor. Fon konusunun bir süre daha gündemde kalacağı açık. Bununla birlikte Türkiye'nin reel ekonomide ilgilenmesi gereken başka başlıklar da mevcut. Enflasyon bunların başında geliyor.
Bu hafta eylül ayına ilişkin enflasyon verileri kamuoyuyla paylaşıldı. Enerji fiyatlarındaki artışa karşın aylık enflasyon yüzde 1.84 ile piyasa beklentilerinin altında kaldı. Yıllık enflasyon ise yüzde 29.73 seviyesine geriledi. Böylelikle yıllık enflasyon, Kasım 2021'den itibaren ilk kez yüzde 30 eşiğinin altına inmiş oldu. Dezenflasyon sürecinde önemli bir aşama daha kaydedildi. Ancak Orta Vadeli Program'a göre enflasyonun yüzde 20'lerin de altına düşmesi için bir yıldan fazla süre gerekiyor.
Manşet enflasyondaki düşüş yavaş ilerlese de enflasyonun ana eğiliminin yüzde 23.7'ye gerilediği görülüyor. Bu oran, geçici ve mevsimsel etkilerden arındırılmış trendi ifade ediyor. Enerji fiyatlarıyla bağlantılı ulaştırma gibi kalemler dışındaki harcama gruplarında enflasyon daha hızlı düşüyor. Örneğin temel mal grubunda yıllık enflasyon yüzde 15.9'a indi. Uzun süre katılık gösteren hizmet enflasyonu ise son bir yılda 7 puan geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM'de yaptığı sunumda hanehalkı tüketim talebinde dezenflasyonu destekleyen belirgin bir yavaşlama olduğunu ifade etti. Veriler, perakende satış hacmi ve reel bazda kart harcamalarının gerilediğini ortaya koyuyor.
Fon piyasasındaki çalkantının tüketim harcamalarını daha da aşağı çekmesi olası. Çünkü bu fonlara yatırım yapanlar arasında tüketim eğilimi yüksek bir kesim de yer alıyor. Daha önce fonlardaki değer artışları tüketimi teşvik eden bir servet etkisi yaratıyordu. Şimdi ise bu etkinin ters yönde çalışması bekleniyor. Bu konuda somut veri bulunmadığı için tüketim üzerindeki etkinin boyutunu kestirmek güç. Ancak fon piyasasındaki belirsizlik sürdükçe tüketimde daha temkinli davranılacağı öngörülebilir. İç talepteki bu yavaşlama, dezenflasyonu desteklerken büyümeyi olumsuz etkileyecek.
Başkan Karahan sunumunda sıkı para politikası ve dezenflasyonun reel sektöre etkilerine ilişkin veriler de paylaştı. Bu verilere göre 2025'te reel sektör yatırımları ve verimlilik rakamlarında toparlanma görülüyor. Orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerdeki ivme, yatırımları ve verimliliği destekliyor. Fakat diğer birçok sektörde durum farklı. Ayrıca bu yılın 2025'e göre daha zorlu geçtiği unutulmamalı. Kapasite kullanım oranı, PMI ve üretim endeksleri gibi öncü göstergeler, birçok sektörün zorlandığına işaret ediyor. Sanayi üretim endeksi son dört aydır daralma bölgesinde bulunuyor.
Dezenflasyon programının takibi önemini korumakla birlikte üretim tarafının ihmal edilmemesi de kritik. Enflasyonu düşürmek için üretimin devam etmesi gerekiyor. Türkiye'nin gelişmesi ve uluslararası rekabette ilerlemesi üretimden geçiyor. Üretilen miktardan çok üretilen ürünün niteliği belirleyici. Ancak böyle dönemlerde bir sektördeki gerilemenin bağlantılar yoluyla diğer sektörleri de etkilediği göz ardı edilmemeli. Bu nedenle erken sanayisizleşme eğilimine karşı dikkatli olunmalı.
Ekonominin dışında yaşanan şoklar, para politikasının planlanandan daha uzun süre sıkı kalmasına yol açtı. Bu durum reel sektörü önemli ölçüde zorladı. Finansman koşullarının kademeli olarak iyileştirilmesi genel bir beklenti haline geldi.
Merkez Bankası, 10 gün önce KOBİ kredileri için yüzde 4.5 olan büyüme sınırını yüzde 5'e çıkardı. Krediye erişimde maliyetler kadar limitler de önem taşıyor. Bu nedenle bu esneme gerekliydi. Önümüzdeki aylarda büyüme sınırının biraz daha gevşetilmesi faydalı olabilir. Diğer yandan Merkez Bankası'ndan faiz indirimi bekleniyor. Yavaş dezenflasyon, yüksek enerji fiyatları ve Fed'in faiz artırımı TCMB'nin işini zorlaştırıyor. Buna rağmen önümüzdeki iki toplantıda politika faizini indirmek için yeterli alan olduğu düşünülüyor. Sonrasında ise daha çok veri odaklı karar alma süreçlerinin işleyeceği bir dönem bekleniyor.