İçeriğe geç
21 Ekim 2026, Çarşamba Canlı PiyasalarAltınBorsaDövizKriptoBölümlerRSSEditör Girişi

Piyasanın nabzı, ekonominin gündemi.

Bankacılık ve Finans

Aktaş'tan Merkez Bankası'na iki adım önerisi

EKONOMİ yazarı Alaattin Aktaş, Merkez Bankası'nın piyasadaki finansman sıkışıklığını gidermek için faiz indiriminin kredi limitlerinde gevşemeyle desteklenmesi veya faiz sabit tutulurken kredi limitlerinin artırılması gerektiğini belirtti.

TürkAta Haber Ajansı

Aktaş'tan Merkez Bankası'na iki adım önerisi

EKONOMİ gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, Merkez Bankası'nın olası faiz kararına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Aktaş, şirketlerin finansmana erişimdeki tıkanıklığın sadece faiz indirimiyle çözülemeyeceğini, kredi büyüme sınırlarının da gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Ekonomim'de yayınlanan habere göre, Aktaş CNBC-e'de Servet Yıldırım'ın sunduğu 4'te Ekonomi programında konuştu. Faiz indiriminin tek başına yeterli olmayabileceğini savunan Aktaş, kredi artış sınırlarının değişmemesi durumunda indirimin etkisinin sınırlı kalacağını dile getirdi. Mevcut durumu musluk ve boru benzetmesiyle açıklayan Aktaş, "Faizin düzeyi çok önemli değil. Çok indirse bile, tamam elbette birtakım olumlu taraflar olacaktır ama faizi çok indirse bile eğer kredi artış sınırlaması değişmezse, orada bir değişiklik olmazsa, musluğun sonuna kadar açılmasına olanak tanındığını ama borunun bir yerde Merkez Bankası'nca tıkandığını, daraltıldığını, o yüzden suyun az aktığını söylüyorum. O şekilde bir benzetme yapmayı tercih ediyorum" dedi.

Aktaş, Merkez Bankası'nın faizi 5 puan indirmesi halinde bile kredi büyüme sınırlarını gevşetmemesi durumunda beklenen etkinin oluşmayacağını belirtti. "Musluğu istediğimiz kadar çok açabilir hale gelelim, Merkez Bankası faizi istediği kadar düşürsün... Örneğin Perşembe günü yüzde 37'den 1 puan ya da beklendiği gibi 1-2 puan değil de 5 puan birden düşürsün; eğer o borunun hacminde bir genişleme yapmayacaksa, aylık kredi artış sınırlamasını değiştirmeyecekse ve gevşetmeyecekse faiz düşüşünün pek bir etkisi olmayacak" ifadelerini kullandı.

Finansman sıkışıklığının bir diğer nedeninin kaynak sahiplerinin isteksizliği olduğunu belirten Aktaş, faiz indiriminin kredi arzını otomatik olarak artıracağı beklentisinin gerçekçi olmadığını söyledi. Aktaş, "Şu an bu faiz oranlarıyla elindeki kaynağı kullandırmak istemeyenlerin, faiz düştükten sonra koşarak bu parayı kullandırmak için birilerini aramaları gibi bir durum söz konusu olmaz" dedi. Belirsizliklerin de etkili olduğunu vurgulayan Aktaş, "Bu faiz, yarın için bir güvence olarak, yeterince bir düzey olarak görülmüyor bile" şeklinde konuştu.

Mevcut tabloyu özetleyen Aktaş, "Dolayısıyla insanlar elindeki varlığı, yani parayı satmak için daha yüksek fiyat, daha yüksek faiz istiyorlar. Şu anki tablo bu. Sadece fiyat ya da faiz değil konu, belki önümüzdeki döneme ilişkin belirsizlikler. Kimse varlığını çok fazla kullandırmaktan yana değil çünkü yarın ne olacağı pek bilinmiyor" ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası'nın önünde iki seçenek olduğunu belirten Aktaş, faiz indiriminin kredi artış sınırlarında gevşemeyle desteklenmesi gerektiğini savundu. "Merkez Bankası şu ikisini bir yaparsa birazcık olsun işe yarayabilir: Sadece faizi indirdi, 37'yi 36 yaptı ama kredi kanalları, kredi artış limiti hala aynı düzeyde; değişen bir şey olmayacak o zaman, faizi çok daha fazla indirse bile olmayacak" diyen Aktaş, alternatif olarak faiz sabit tutulurken kredi artış limitlerinin artırılabileceğini de sözlerine ekledi.

Aktaş, "Belki 36 ile birlikte o limitleri biraz gevşetirse o zaman piyasa nefes alabilir. Ya da bir olasılık şu olabilir: yüzde 37 sabit tutulur ama kredi artış limitleri bir miktar artırılır, o zaman da bir rahatlama sağlanabilir" dedi. Kredi kanallarının genişletilmesinin enflasyonla mücadele açısından yaratabileceği etkilerin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Aktaş, sınırlı gevşemenin güçlü bir talep artışına yol açacağı görüşüne katılmadığını ifade etti.

Enflasyonla mücadelenin hedeflerin ötesinde kaldığını belirten Aktaş, "Şimdi 'Enflasyonla mücadele ediliyor, onun için böyle oluyor' falan denilecektir ama enflasyonla mücadele zaten hedeflerin çok ötesinde kalınan bir oran söz konusu, o sanki Türkiye'de ikinci planda kaldı. 2026'da zaten yüzde 28-29 civarına inildi. 29 olmuş, 30 olmuş çok da önemli değil" dedi. Kredi kanallarının birazcık genişletilmesinin piyasada inanılmaz bir talep yaratmayacağını ancak sıkışıklığı önlemek için başka çare görünmediğini savundu.

Merkez Bankası'nın temel tercihinin faiz mi yoksa kredi hacminin genişletilmesi mi olması gerektiğine karar vermesi gerektiğini vurgulayan Aktaş, "Merkez Bankası borunun çapını biraz genişletecek adımlar atmadığı sürece faizin pek bir önemi olduğu kanısında değilim" dedi. Olası iki puanlık indirimin de şirketlerin krediye erişiminde yeterli rahatlama sağlamayabileceğini belirten Aktaş, "Elbette 2 puan da indirilebilir ama bu 2 puan indirim bankaların şirketlere dönük kredi kanallarında bir ferahlama sağlamaktan uzak kalacağı için çok fazla işe yaramaz" değerlendirmesinde bulundu.

TürkAta Haber Ajansı
Ekonomi Gündemi

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir. Piyasa verileri gecikmeli olabilir.

Okumaya devam edin